Aylardır hedef yüzde 2, gerçekleşen yüzde 3,4. Her ay aynı toplantı yapılıyor ve masadaki herkes aynı üç nedeni sayıyor: malzeme kalitesi, operatör dikkatsizliği, kalıp aşınması. Sonra hurda alanına inip etiketlere bakıyorsunuz; yarısında sadece "ölçü hatası" yazıyor, hangi tezgâhtan geldiği ve hangi vardiyada çıktığı hiçbirinde yok. İskarta oranı nasıl düşürülür sorusunun cevabı bu noktada yeni bir aksiyon planı değil; hurdanın kendi hikâyesini anlatmasını sağlamaktır.
Neden aynı üç neden konuşuluyor?
Veri yoksa insanlar hafızalarından konuşur ve hafıza en son yaşanan olayı öne çıkarır. Geçen hafta bir malzeme partisi sorun çıkardıysa toplantıda malzeme konuşulur, oysa aylık hurdanın yüzde 60'ı başka bir yerden geliyor olabilir. Tahminle yazılan aksiyonlar da yayvan olur: "operatör eğitimi verilecek", "malzeme girişi sıkılaştırılacak". Bunlar kötü aksiyonlar değil ama hedefli olmadıkları için oranı görünür biçimde değiştirmezler.
Oranın düşmesi için aksiyonun tekil olması gerekir: tek bir hata, tek bir tezgâh, tek bir mekanizma. Tekil aksiyona ulaşmanın tek yolu da kayıttan geçer. Bu yüzden hurda analizini kurmak, aslında etiketi düzeltmekle başlar.
İkinci sebep daha kurumsal: hurda kaydı üretimin değil kalitenin işi sayılıyor. Kayıt vardiya sonunda ofise geliyor, kalite kontrolcü toplu giriyor ve o sırada saat, tezgâh, operatör bilgisi çoktan kaybolmuş oluyor. İskarta oranı nasıl düşürülür sorusuna verilecek ilk cevap teknik değil örgütsel: kaydı hurdanın çıktığı yerde, çıktığı anda tutun.
Hurda etiketi: analiz buradan başlar
Etikette sekiz alan olsun, fazlası olmasın: tarih ve saat, vardiya, parça numarası, tezgâh veya hat, hata kodu, adet, tespit noktası ve kaydı açan kişi. Bu sekiz alandan biri eksikse o kaydı analiz edemezsiniz. Tespit noktası özellikle kıymetlidir; hatanın oluştuğu operasyon ile yakalandığı operasyon farklıysa, kaçak analizi de yapabilir hâle gelirsiniz.
Etiketi tasarlarken operatörün elindeki süreye saygı gösterin. Otuz saniyede doldurulamayan etiket doldurulmaz; ya boş bırakılır ya rastgele işaretlenir. Bir preshanede etiketi on iki alandan sekize indirdik ve eksiksiz doldurma oranı belirgin biçimde yükseldi. Az alan, doğru veri; çok alan, sahte veri.
Etiketin bir de fiziksel tarafı var. Hurda kutusunun yeri, tezgâhın iki adım ötesinde olmalı. Kutu uzaktaysa parçalar tezgâh altında birikiyor, sonra hepsi birden ve tek etiketle atılıyor. Bir atölyede kutuları tezgâh başına taşımak, kayıt sayısını iki katına çıkardı; hurda artmamıştı, sadece görünür hâle gelmişti. İlk ay oranın yükselmesine hazır olun ve bunu yönetime önceden söyleyin.
Hata kodu listesini yeniden yazmak
Hurda analizinin belkemiği hata kodu listesidir ve çoğu firmada bu liste ya çok kısa ya çok uzundur. "Ölçü hatası" gibi bir kod varsa kayıtların yarısı oraya düşer ve veri hiçbir şey anlatmaz. Elli kodlu bir listede ise operatör tarayamaz ve en üsttekini seçer. Pratikte on beş ile yirmi beş arası kod iyi çalışıyor.
Kodları kalite masasında değil, sahada belirleyin. Operatörle birlikte hurda kutusunun başına gidin, çıkan kusurlara bakın ve onun kullandığı kelimeyi yazın. "Boyutsal uygunsuzluk" yerine "delik kaçık", "yüzey kusuru" yerine "çapak" yazmak veriyi doğru tutar. Altı ayda bir listeyi gözden geçirin: hiç seçilmeyen kodları çıkarın, sürekli "diğer" seçilen yerlere yeni kod ekleyin.
Veri kalitesini ölçmenin en hızlı yolu şu: bir hafta boyunca hurda kutusundan rastgele yirmi parça çekin, etiketindeki hata koduyla parçanın üstündeki gerçek kusuru karşılaştırın. Uyuşmayan sayı beşi geçiyorsa hata kodu listeniz sorunlu demektir; kodları değiştirmeden yapacağınız hiçbir analiz işe yaramaz. Bu kontrolü ayda bir tekrarlayın ve sonucu görünür bir yere asın. Kaydın kontrol edildiğini bilen ekip, kaydı daha dikkatli tutuyor.
Pareto: ilk üç kalem neyi açıklıyor?
Veriniz düzeldiğinde ilk yapılacak iş pareto çıkarmaktır. Aşağıdaki tablo, 90 kişilik bir talaşlı imalat atölyesinde bir aylık hurda kaydının dökümü. Toplam üretim 96.400 adet, toplam hurda 3.278 adet, oran yüzde 3,4.
| Hata kodu | Adet | Pay | Kümülatif | Baskın tezgâh |
|---|---|---|---|---|
| Çap ölçüsü büyük | 1.180 | %36 | %36 | CNC-4 |
| Yüzey pürüzlülüğü | 724 | %22 | %58 | CNC-4 |
| Çapak | 492 | %15 | %73 | Pres 2 |
| Delik kaçık | 328 | %10 | %83 | Matkap 1 |
| Yolluk izi | 230 | %7 | %90 | Dağınık |
| Diğer (7 kod) | 324 | %10 | %100 | Dağınık |
Tablo bir şeyi çok net söylüyor: hurdanın yüzde 58'i tek bir tezgâhtan, CNC-4'ten geliyor. Aylardır konuşulan malzeme ve operatör başlıkları listede yok. Bu firmada yapılan iş de basitleşti; CNC-4'ün takım ömrü takibi ve ölçüm sıklığı değiştirildi, iki ay içinde toplam oran yüzde 3,4'ten yüzde 2,3'e indi. Aksiyon dar olduğu için sonuç da hızlı geldi.
Pareto çıkarırken iki hataya dikkat edin. Birincisi, listeyi parça numarasına göre değil hata koduna göre kurmak; parça bazlı pareto en çok üretilen parçayı öne çıkarır ve yanıltır. İkincisi, "diğer" kaleminin şişmesi. Diğer kalemi yüzde 15'i geçiyorsa kod listeniz eksik demektir ve o eksik kodların içinde muhtemelen ikinci büyük sorununuz duruyor.
Oran mı adet mi, payda ne olacak?
Oran hesaplarken paydayı sabit tutun ve tanımını yazılı hâle getirin. Üretilen toplam adet mi, sevk edilen adet mi, yoksa operasyona giren adet mi? Çok operasyonlu bir üretimde aynı parça beş kez sayılabilir ve oran yapay olarak düşük çıkar. En yaygın ve savunulabilir kullanım, hurdayı aynı dönemde üretilen toplam adet, yani iyi ve hurda toplamı üzerinden hesaplamaktır; hangisini seçerseniz seçin, aylar arasında değiştirmeyin.
İkinci mesele maliyettir. Adet bazlı pareto ile maliyet bazlı pareto çoğu zaman farklı sıralama verir. Son operasyonda hurdaya çıkan bir parça, ilk operasyonda çıkan on parçadan pahalı olabilir. Bu yüzden ikisini birlikte bakın: adet iyileştirme çalışmasını yönlendirir, maliyet önceliği belirler.
Maliyeti hesaplarken karmaşık bir model kurmayın. Parçanın hangi operasyona kadar geldiği ve o operasyona kadar yüklenen işçilik yeterli bir yaklaşımdır. Muhasebeden gelen tam maliyet verisini beklemek, çalışmayı aylarca geciktiriyor. Yaklaşık ama tutarlı bir rakam, kesin ama geç gelen rakamdan daha çok işe yarıyor.
| Hata kodu | Adet sırası | Birim kayıp (göreli) | Maliyet sırası |
|---|---|---|---|
| Çap ölçüsü büyük | 1 | Orta (3. operasyon) | 1 |
| Yüzey pürüzlülüğü | 2 | Düşük (2. operasyon) | 4 |
| Çapak | 3 | Düşük (1. operasyon) | 5 |
| Delik kaçık | 4 | Yüksek (son operasyon) | 2 |
| Yolluk izi | 5 | Yüksek (son operasyon) | 3 |
İki sıralamayı yan yana koyduğunuzda "delik kaçık" dördüncü sıradan ikinciye çıkıyor. Yalnız adete bakan bir ekip bu kalemi altı ay boyunca sıraya alamazdı. Kalitesizlik maliyetini görünür kılmanın en ucuz yolu bu iki sütunu aynı sayfada tutmaktır.
Kırılımı derinleştirmek
Baskın hata ve baskın tezgâh belli olduğunda bir kademe daha inin: vardiya, operatör, kalıp numarası, hammadde partisi ve saat. Bir vakada hurdanın gece vardiyasının ilk iki saatinde kümelendiğini gördük; sebep operatör değil, tezgâhın ısınmadan çalıştırılmasıydı. On beş dakikalık bir ısınma kuralı, o kalemin büyük bölümünü ortadan kaldırdı.
Bu tür kırılımlar kök nedene giden yolu kısaltıyor. Kök neden analizi yaparken elinizde saat ve vardiya bilgisi varsa beş neden gerçekten beş adımda bitiyor; yoksa toplantı tahmine dönüyor. Süreç değişkenliğini sayıyla görmek isterseniz SPC tarafına da bakın; hurdanın büyük bölümü çoğu zaman merkezden kaymış bir prosesin doğal sonucudur.
QMS'te hurda analizini kurmak
İşleyen kurgu şu: hurda kaydı sahada, kutunun başında girilir. Terminal, tablet ya da barkod okuyuculu bir istasyon olabilir; önemli olan kaydın vardiya sonunda ofiste toplu girilmemesidir. Toplu giriş, saat ve tezgâh bilgisini kaybettirir ve az önce anlattığımız kırılımların hepsini imkânsız kılar.
Girişin hızlı olması şart. Operatör açısından hedef üç dokunuş: parça, hata kodu, adet. Tezgâh ve vardiya bilgisi terminalin kendisinden gelmeli, saat zaten sistemde. Bu üç dokunuşluk giriş kurulduğunda kayıt sayısı artıyor ve veri gerçeğe yaklaşıyor; on alanlı bir ekran açtığınızda ise operatör kaydı vardiya sonuna erteliyor ve iskarta oranı nasıl düşürülür sorusu yeniden cevapsız kalıyor.
İkinci şart, hata kodu listesinin müşteri şikayeti tarafıyla ortak olması. İç hurdanız düşerken müşteri reddiniz sabit duruyorsa kontrolleriniz sızdırıyor demektir; tersi olduğunda ise kalite duvarınız çalışıyor ama maliyet sizde birikiyordur. Bu karşılaştırmayı PPM yazımızda ayrıntılı ele aldık. PaKalite'de hurda kaydı, uygunsuzluk ve müşteri şikayeti aynı kod listesini paylaşır; bu sayede iki grafik aynı eksende okunabilir.
Üçüncüsü, hurda kaydının kontrol planıyla bağlantılı olması. Bir hata kodunun sürekli tekrar etmesi, çoğu zaman o karakteristik için tanımlı ölçüm sıklığının yetersiz olduğunu gösterir. Kontrol planı revizyonu ile hurda verisi arasında bir köprü kurmadığınızda, aynı sorun her çeyrek geri geliyor.
Hedefi nasıl koyarsınız?
Yüzde 2 gibi tek bir toplam hedef, kimseyi harekete geçirmiyor. Çünkü kimse toplam orandan sorumlu değil. İşe yarayan yöntem, hedefi paretodaki ilk üç kaleme bölmek: CNC-4'ün çap hurdası şu aya kadar şu adede insin, çapak kalemi şu orana. Böylece hedefin bir sahibi ve bir tezgâhı olur.
İkinci öneri, hedefi haftalık göstermek. Aylık rakam ay bitmeden aksiyon alma şansı vermiyor. Vardiya panosuna günlük hurda adedi ve haftalık kümülatif oran asıldığında ekibin davranışı değişiyor; bu, yalın üretim tarafındaki görsel yönetim mantığının kalite verisine uygulanmış hâli. İskarta oranı nasıl düşürülür sorusuna dair en sade cevap da bu: hurdayı ay sonunda rapor eden değil, vardiya içinde gören bir yapı kurun. Üretim tarafıyla ortak bakılan bir hurda panosu, kalite biriminin tek başına hazırladığı en iyi rapordan daha etkili oluyor.
Denetçi hurda oranınızın yüksekliğine değil, uygun olmayan ürünün kontrolüne bakar. Hurdaya ayrılan parçanın nasıl tanımlandığı, nerede tutulduğu ve tekrar üretime karışmasının nasıl engellendiği sorulur. İkinci sorusu analiz tarafındadır: hurda verisi bir iyileştirme faaliyetine girdi oluyor mu? Grafik var ama ona bağlı açılmış tek bir kayıt yoksa, veri toplanıyor ama kullanılmıyor demektir ve bu da yazılabilir bir bulgudur.